Öğretmeye Çalışarak Öğrenmek Neden Bu Kadar Etkili
Bir konuyu birine anlatmaya çalışmak, bildiğini sanmakla bilmek arasındaki mesafeyi anında ortaya koyuyor.
Mert Aydınel 3 dk okuma
Bir konuyu bildiğini sanmakla bilmek arasındaki mesafeyi ölçmenin en hızlı yolu, o konuyu birine anlatmaya çalışmaktır. Sessizce okurken her şey yerli yerinde görünür. Ama karşında biri olduğunda ve cümleyi kurmaya başladığında, hiç fark etmediğin boşluklar aniden ortaya çıkar. Anlatmak, bilgiyi zorunlu olarak düzenli bir sıraya sokmayı gerektirir ve düzensiz duran hiçbir bilgi bu sınavı geçemez.
Öğretmeye çalışarak öğrenmek, bu basit gözlemin üzerine kurulu bir yöntemdir. Kişinin gerçekten öğretmen olmasına gerek yoktur. Bir arkadaşa, bir aile üyesine, hatta boş bir odaya yüksek sesle anlatmak da aynı etkiyi verir. Önemli olan, zihinden geçirmek değil, cümleye dökmektir.
Cümleye dökmenin zorlayıcılığı
Zihinden geçirmek aldatıcıdır çünkü orada eksikler sessizce atlanır. "Şu şöyle olur, sonra da bu" diye düşünürken aradaki neden hiç sorgulanmaz. Sesli anlatımda ise bu atlama mümkün değildir. Cümlenin bir öznesi, bir yüklemi ve bir bağlacı olmak zorundadır. Bağlacı kuramadığın yer, bilmediğin yerdir.
Anlatırken kullanılan "yani", "aslında", "işte burada" gibi doldurucular da bir sinyal taşır. Bunlar genellikle bir boşluğun üstünü örtmek için devreye girer. Kendi anlatımını dinleyen kişi, bu kelimelerin sıklaştığı bölgeleri işaretleyerek çalışılacak yerleri kolayca bulabilir.
Basit anlatmak zorunluluğu
Yöntemin en verimli hâli, konuyu o alanı hiç bilmeyen birine anlatmaya çalışmaktır. Uzman bir dinleyici, terimleri zaten bildiği için eksikleri kendi doldurur ve anlatan kişi rahatlar. Bilmeyen dinleyici ise her terimde durur ve açıklama ister. Bir terimi terim kullanmadan açıklamak zorunda kalmak, o terimin gerçekten anlaşılıp anlaşılmadığını ortaya koyar.
Bu yüzden karşılaşılan en öğretici an, dinleyicinin "peki neden" diye sorduğu andır. Ezberlenmiş bilgi bu soru karşısında hemen tükenir. Anlaşılmış bilgi ise farklı yollardan tekrar açıklanabilir. Aynı şeyi iki ayrı biçimde anlatabiliyor olmak, öğrenmenin en güvenilir işaretlerinden biridir.
Örnek üretmenin yeri
Anlatım sırasında kitaptaki örneği tekrarlamak kolaydır ve fazla bir şey göstermez. Asıl ölçüt, o anda yeni bir örnek üretebilmektir. Yeni örnek üretmek, kuralı soyut hâliyle kavramış olmayı ve onu farklı bir duruma taşıyabilmeyi gerektirir.
Üretilen örneğin kusurlu olması sorun değildir; kusur da bilgi taşır. Örnek kurala uymuyorsa, kuralın sınırları yanlış anlaşılmış demektir. Bu fark edildiğinde yapılacak düzeltme, sayfalarca tekrar okumaktan daha kalıcı bir iz bırakır.
Yalnızken de uygulanabilir olması
Her zaman dinleyecek biri bulunmaz. Bu durumda anlatımı sesli olarak boş bir odaya yapmak ya da kaydetmek işe yarar. Kayıt yönteminin ek bir faydası vardır: kişi kendi anlatımını dinlediğinde, anlatırken fark etmediği kopuklukları duyar. Anlatan zihinle dinleyen zihin farklı çalışır ve bu ayrım kendi hatalarını görmeyi kolaylaştırır.
Bir diğer yol, anlatımı yazıya dökmektir. Kısa bir açıklama metni yazmak, konuşmaya kıyasla daha yavaştır ama daha titizdir. Yazarken atlanan adımlar sayfada boşluk olarak durur ve göz onları yakalar.
Bu yöntemi grup hâlinde kullanmak da mümkündür. Aynı konuyu çalışan birkaç kişi, konuyu bölüşüp birbirine anlatabilir. Burada dikkat edilmesi gereken, anlatımın sırayla değişmesidir; sürekli aynı kişinin anlattığı bir grupta yalnızca o kişi öğrenir. Anlatan kişinin dinleyicilerden soru gelmesini teşvik etmesi de gerekir, çünkü kimsenin soru sormadığı bir anlatım, kendi kendine konuşmaktan farksızdır.
Bir başka verimli varyasyon, anlatımı belirli bir süreye sıkıştırmaktır. Bir konuyu üç dakikada anlatmak zorunda kalmak, hangi ayrıntının vazgeçilebilir olduğunu seçmeyi zorunlu kılar. Bu seçim, konunun iskeletini görmeyi sağlar. Aynı konuyu bir kez üç dakikada, bir kez on dakikada anlatabilmek ise hem özet hem ayrıntı düzeyinde hâkimiyet olduğunu gösterir.
Öğretmeye çalışarak öğrenmenin en büyük avantajı, ekstra bir malzeme gerektirmemesidir. Ne yeni kaynak alınır ne özel bir düzen kurulur. Yalnızca kitabı kapatıp konuşmaya başlamak yeterlidir. Buna rağmen az kullanılmasının nedeni, rahatsız edici olmasıdır: kişi bilmediğini hemen görür. Ama öğrenmeyi hızlandıran şey de tam olarak bu rahatsızlıktır.